sıkıcı

sıkıcı
adj. boring, tiresome, dull, unexciting, soul destroying, unpleasant, oppressive, arid, bald, burdensome, cold, constringent, cut and dried, damnable, dead alive, disconcerting, ditch water, drab, dry, dryasdust, dusty, gaunt, gloomy, grave, grotty
--------
sıkıcı (kitap)
adj. unreadable
* * *
1. prosaic 2. saturnine 3. teeny 4. troublesome 5. uncongenial 6. wearisome 7. boring 8. cumbersome 9. cumbrous 10. irksome 11. oppressive 12. boring (n.)

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • sıkıcı — sf. İç sıkan, can sıkan, tedirgin eden Etrafında her şey ona sıkıcı ve manasız geliyor. H. Taner Birleşik Sözler can sıkıcı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • Holiday home Sikici Majoli — (Šikići,Хорватия) Категория отеля: Адрес: 52100 Šikići, Хорватия …   Каталог отелей

  • can sıkıcı — sf. Üzüntü yaratan, üzücü Kendisini can sıkıcı bir yabancı yerine koyan tavırlarını hiç çekemiyor. H. E. Adıvar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • başı belaya girmek (veya uğramak) — sıkıcı, üzücü bir durumla karşılaşmak Korkarız bu gidişle başın belaya uğrayacak. Y. K. Karaosmanoğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • MUACCİZ — Sıkıcı. Bıktırıcı. Usandırıcı. Taciz edici. Rahatsız eden. Yapışkan. Sırnaşık …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • püsür — is., Rum. 1) Bir şeyin can sıkıcı, karışık ayrıntısı veya pürüzü 2) Can sıkıcı, istenmeyen kimse Kendi yetmiyormuş gibi bir de peşine püsür takmış! 3) sf., hlk. Tembel, kalpazan 4) sf., hlk. Karışık, dolaşık (ip, saç vb.) 5) sf., hlk. Karışık,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • CAN-GEZA — f. Ruh sıkıcı, can sıkıcı. Tehlikeli olan, öldürüc …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • CAN-GÎR — f. Can sıkıcı, ruh sıkıcı …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • ağırlaşmak — nsz 1) Ağır duruma gelmek 2) Hava sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak, bozulmak Büsbütün ağırlaşmış bir hava içinde nerelerden geçtiğimizi artık fark etmiyorduk. R. N. Güntekin 3) Yavaşlamak Artık yavaş yavaş göçüyor, boyu kısalıyor, teni… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ağırlık — is., ğı 1) Ağır olma durumu Yükün ağırlığı. Taşın ağırlığı. 2) Değerli olma durumu Hediyenin ağırlığı. 3) Ağırbaşlılık Çocuğa yıllar geçtikçe bir ağırlık geldi. 4) Tehlikeli olma durumu 5) Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum Havanın ağırlığı.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • belalı — sf. 1) Yorucu, üzücü, can sıkıcı Bu belalı işin iyi gitmeye başlamasının daha ucundayız. H. R. Gürpınar 2) Kavgacı, şirret 3) is. Yolsuz kadının zorba dostu Belalıları başından taşkın kadınlarla uğraşacak yaşta değiliz. R. H. Karay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”